
İlk mesaj İsmail Durmuş'tan:
Sayın KIRŞEHİR GÜNCEL HABER yöneticileri, Biliyor musunuz bilmiyorum ama 21 Şubat tarihinde Kırşehir Şoförler Odası Başkanlığı seçimi yapılacaktır. Ben bir dolmuşçu çocuğu ve eğitimci olarak bu maili size yolluyorum. Başımızdaki hükümet sağolsun dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz. Belediye akaryakıtta yüz milyarlarca zarar ederken öğrenci taşıma fiyatlarını sürekli aşağı çekerek dolmuşçuları çıkmaz bir yola sokuyor. Oy rantı uğruna yapılan bu haksız uygulama nedense hiçkimse tarafından gündeme gelmiyor. Bundan daha önemlisi yaklaşık 15-20 yıldır Şoförler Odası Başkanlığını yürüten Murat bey bunların karşısında ne yapıyor? Belediye ile görüşmeler yapıyor mu ? Şoförleri örgütleyip zalimin karşında Hz Ömer gibi duruyor mu yoksa bu yapılanlara çanak tutup belediye başkanlarıyla yemek yeyip geziyor mu? Ben söyleyim: hiçbir şey. Kendisi altındaki makam arabası, 2000 Tl üzerinde maaşı ile gayet rahat ama benim babam üniversiteye çalışan bir dolmuşçu olarak öğrencilerden aldığı ücretlerle ancak mazot parasını çıkarıyor bizim desteğimiz olmasa hayatta geçinemez. Diğer bir şey Murat Bey acaba işsiz olan oğlunu kendine bağlı TŞOF dinlenme tesislerinde işe aldırdı mı? lütfen bu konuyu gündeminize taşıyın.Tabi zulme ve zalime çanak tutmuyorsanız.
İsmail Durmuş böyle söylemiş... Biz aynen aktardık. Buna muhataplar ne der? Bir şey derler mi, demezler mi, ne söylerler bilemiyoruz. Sayın İsmail Durmuş'a onların da belki söyleyecek sözleri, verilecek cevapları vardır. Bekleyelim bakalım.
=========================================================================
Aşağıda okuyacağınız şiiri adlı hemşerimiz göndermiş. 'Hemşerilerime armağan olsun' dediği "Sevgiler Kırşehir" başlıklı şiir şöyle:
SEVGİLER KIRŞEHİR
Yüreğimden gitmez vardır sızısı Nice yarınları bitmez Kırşehir Dediler yazılmış kader yazısı Gönülde hasretin bitmez Kırşehir Kılıçözü yine durgun akıyor Eğildim suyuna yorgun bakıyor Küskün gibi dalın yere sarkıyor Solmuş gülün bülbül ötmez Kırşehir Ozanlar diyarı Ahi can verdi Aşık Sayıt Seyfullahlar el verdi Aşık Paşa Cacabeyler dil verdi Adına türküler yetmez Kırşehir Bir taraf Ağbayır sıra tepeler Bir tarafta Kervansaray gölgeler Türbesinde Ahi Evran hazretler Sessiz yatar kurbağ ötmez Kırşehir Bahar gelir yeşillere bürünür Asmasında salkım üzüm örülür Altında soğan ekmek dürünür Hasret çeker giden dönmez Kırşehir Çiseyen yağmurda gezsem dağları Geçmez kuş sesinden gönül bağları Yakıp kuru geven atmak mantarı Garip kalmış dağlar gülmez Kırşehir İn Termeden Akcaalinin ovası Gümüşkümmet Seyfe gölün havası Kaman Çiçekdağın yeşil yaylası Bilirim sevdanı bitmez Kırşehir Kırşehir öksürse Mucur'u ağlar Komşu Hacıbektaş sevgi aşılar Tarihe yazıldı Bölükbaşılar Sevgi çemberidir ölmez Kırşehir
==========================================================================
Muhterem hemşerimiz, "gelin" imiz Zübeyde Gökbulut, Yeşim Erden hanımefendinin KIRŞEHİR Güncel HABER'deki köşe yazısı için bir yorum göndermiş. Söz konusu yazının altında 'Yorumlar' bölümünde yer alan kayda değer bu yazı/yorumu ve şiiri aynen bir de bu sayfada yayınlamayı uygun bulduk.
* * *
100 ya şında kaybettiğim ninemin ölüm haberini bir ay sonra aldığımda ilk kez ocakta yemeğimi yakmıştım. Neden bir ay sonra duyduğuma gelince, nineme herhangi bir şey olursa sakın bana haber vermeyin, dayanamam diye tembih etmiştim. Gurbette her acı katmerleşiyor adeta. Ancak yaşayan bilir.
Yaşlılarımızı ben çok önemsiyorum. Her şeyimizi borçlu olduğumuz o insanlara duyarsız kalan bir yüreğin akşam başını yastığa koyduğunda nasıl uyuyabildiğini hep merak etmişimdir.
Değerli meslektaşım Sn .Yeşim Erden Hanımefendiyi bu ibretlik yazıyı kaleme aldığı için kutluyorum, bir şiirimle teşekkür etmek istiyorum
KIYAMAM GÖZYAŞLARINA
Dört evladın babasıyım diyordu,
Diyordu demesine de.....
Yorgun gözlerinden süzülen yaşlar,
Çizgi çizgi,
Siyem siyem,
Zorlanmadan iniyordu.
Gururdan mı, yaştan mı?
Sıkılıyordu besbelli.
Başını sallıyordu arada
Bir sağa, bir sola.
Yerçekimine mi yenik düştü omuzlar amca?
Yoksa yıllara mı?
Sanmıyorum...
Olsa olsa kullara....
Kullara yenik omuzlar
Çöküyor....
Çöküyor biraz daha..
Nerede amca?
Nerede iki gözünün nurları?
Hani nerede yemeyip yedirdiklerin?
Giymeyip giydirdiklerin.
Nerede dersin şimdi
Her şeyin en iyisini
Reva gördüklerin.
Dalların, kolların nerede?
Nerede amca söylesene ha?
Olmaz ki amca, olmaz ki....
Bütün suç sende.
Ne vardı bu kadar yaşlanacak,
Ne vardı elden ayaktan kalacak,
Gözünden fer ayırsaydın ya,
Dizinden derman.
Pay pay ettiğin malından
Belki de yoktur şimdi cebinde
Bir simit paran.
Amcaa ....
Neden diktin gözlerini zemine?
Nedir aradığın yerde?
Düşen ne?
Anladım amca, anladım.
Düşen gözbebeklerin.
Arama boşuna bulamazsın.
Hadi ki buldun, yerlerine koyamazsın.
Onlar seninle oldu da
Sen onlarla olamazsın.
Ağlama amca ağlama
Kıyamam gözyaşlarına.
Dayanamam,
Kıyamam
Kıyarsam insan olamam.
2007- Kırşehir
Zübeyde Gökbulut/gelin
( 80 'İNE MERDİVEN DAYAMIŞ BU YAŞLI BABAYI BİR KANALDA SEYRETMİŞTİM. DOST ELİ DERNEĞİNİN VERECEĞİ BİR KAP YEMEĞİ BEKLİYORDU GÖZYAŞLARIYLA )
******************************************************************
Değerli ARKADAŞLARIM. Dün Emekliler haftasıydı. Fazla detaya girmeden dün Anayasadan gelen intibak yasasının iptal davasıyla emekliler adeta yıkıldı. Ve banka promosyonlarının uygun görülmeyişide üzerine tuz biber oldu. Anayasa mahkemesinin kararına saygı duyuyorum eleştirmiyorum.çünkü anayasa mahkemesi millet için adalet için hukukun kişilerin hak ve özgürlüklerini türkiye cumhuriyetinin temel kurallarını koruma görevini yapan bağımsız bir kurumdur.Yani hepsi vatandaş içindir. Dün emekliler gününde 70 yaşındaki bir vatandaşımız ağladı televizyonlarını izleyenler görmüşlerdir. Bende bir vatandaş olarak anayasa mahkemesinin üyelerine soruyorum kiraların enaz 500 tl olduğu ülkemizde 650 veya 700 lira maaş alan emekliye 310 tl intibak zam artışını çokmu gördünüz. Adalet terazisinin ibresini bırakıp akşam eve gittiğinizde başınızı yastığa koyduğunuzda rahat uyuyabildinizmi. Bunu ben ahrette allahın adaletine ve bu dünyadada benim hakkımı yiyen buna vijdan muhakemesi ile bilerek vesile olanlara hakkımı helel etmiyorum.hakkım geçtiyse diyetini hukukta adaletle bizim vijdanımızda yaşamın her evresinde kabus ve diyetini DERT le ödesinler. Yoksulluğun pençesinde çırpınan Emeklilerin ahıdır. Salih SEFER ANKARA
* * *
YAZIK ETTİK BU VATANA Ayağında bağsız çarık giyindi Nesiller umudu hep inancıydı Sizlere emanet bu vatan dedi ............Yazık ettik bu vatana Bin şehidim bin isimsiz Nice isimsiz yatana
Elinde silahı sırtta çantası Ayağında postal yırtık paçası Siperlerde kaldı her bir parçası ............Yazık ettik bu vatana Şehidimle bin isimsiz Nice kefensiz yatana
Yemeği tayındı bir acı soğan Örtündü şilteyi görmedi yorgan Umudu inançtı sinesi kalkan .............Yazık ettik bu vatana Şehidimle bin isimsiz Nice kefensiz yatana
Cephe gerisinde ninemin sesi Sırtında cephahe yorulmuş dizi Göğüsünü germesi türkün simgesi, .............Yazık ettik bu vatana Şehitlerle bin isimsiz Nice kefensiz yatana
Şan veren gaziler son plevneler Bir karış toprağa onur diyenlar Yaban toprağında garip gidenler .............yazık ettik bu vatana Şehidimle bin isinsiz Yerde kefensiz yatana
Çanakkale destan destan türkümüz Sakarya dumlu pınar oldu ülkümüz Tanrıya şahadet döndü yönümüz .............Yazık ettik bu vatana Şehidimle bin isimsiz Nice kefensiz yatana
Kuzey ırak ile avrupa hattı Katil amerika kandile yattı Uyum yasaları zehir akıttı .............Yazık ettik bu vatana Şehidimle bin isimsiz Nice kefensiz yatana
Salih SEFER ANKARA |