| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 |
KÜNYE
KIRŞEHİR Yeni HABER
İnternet Gazete
Yayın Yönetmeni:
M. Duran Sönmez
E.Posta: kirsehiryenihaber@gmail.com
Basın ahlâk ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitede yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

KIRŞEHİR Yeni HABER İMD üyesidir.
Ev çarşıya yakın olduğu için, ilgimi çeken her konuyu izlemek, çevreyi gözlemek amacı ile yaya olarak çarşıya şehrin merkezine giderken, yolun kenarında bulunan Başkarakol parkına uğradım. Zaten her gidişimde bu parka uğrar, bu parkta mola veren, yerde yatan İran’lıları seyrederdim.

İşte bu parka girdiğim zaman, bir bankta oturan, elinde alüminyum ve bakır telden burulmuş, ikişer çatal tel gördüğüm bir yaşlı adam oturuyordu. Selam verip, izin alarak yanındaki boşluğa oturdum. Elindeki burulmuş alüminyum ve bakır teli göstererek, bunların ne işe yaradığını sorduğumda, yaşlı adam bir sanatkâr edası ile “ben su mühendisiyim, petrol mühendisiyim” diye yanıt verince şaşırdım.
—Yaşın kaç amca, tahsilin nedir, diye sorduğum soruma:
“-Ben 73 yaşındayım, İsmim Mehmet Kırık, Gaziantep’liyim, mekteplerin semtinden bile geçmedim, hiç okumadım, okuma yazmayı kendi kendime öğrendim”, diye yanıt verince, “Allah Allah bu nasıl mühendis, diye düşünüp daha da çok şaşırdım.
—Bu burulmuş bu tellerle nasıl suyu buluyorsun, diye sorunca, yaşlı adam eline aldığı telle suyu nasıl bulduğunu göstermeye başladı. Elindeki tel, parkın yollarında biraz yürüdükten sonra, bir yerlere gelince teli biraz havaya kalkıyor, “işte burada su var” diyordu. “Hem de su şu yöne akıyor” diyerek suyun akış yönünü de gösteriyordu.
Acaba keramet, maharet Sucu Mehmet’de mi, yoksa elindeki çatal bakır veya alüminyum burma telde mi idi. Merak için, aynı teli aynı biçimde tutup ben de denedim. Gerçekten de, tel, su var denile yerde istemeden kalkıyordu.
Okula hiç gitmemiş, güzel işlek yazısı olan, sözde “su mühendisi, petrol mühendisi”, Gaziantep-Şahinbey 60. yıl Mahallesi, Binevler 42. Sok ta kendi evinde oturan ve dört çocuk babası Mehmet Kırık(tel 0342 3387854 Cep: 0537671566), su ve petrol bulma işini anlatmaya devam etti:
“Bu tel aletler benim ekmek kapım. Bu tellerle su, petrol, antika altın, maden (krom) işlerinde faydalı olur, bulurum. nerde, ne kadar su, ne kadar petrol varsa bulurum. Şu Antebin altında 15 yerde petrol buldum. İlgililer beni önemsemiyorlar, “tahsilin ne ki” diyorlar. Ben tahsilimi Allahtan aldım, bu bana Allah vergisi 25 yıldır bu işi yaparım. Yurdumuzun her yanını kuraklık sarmış, bir yerde su var mı, ne kadar var, kaç metre yerin altında birlik, ikilik, üçlük, dörtlük, beşlik ise, bulurum söylerim. Şurada su var, burayı şu kadar metre kazın derim, suyun ne yöne aktığını da bilirim, orayı gösterdiğim yeri kazarlar ve oradan çıkar.
Okul, Cami, hastane, askeriye, yurt gibi hayır ve resmi kurumlardan para almam. Su için, beni telefonla çağırırlar, araba ile götürürler, gösterdiğim yerden sondajla devamlı su bulurum. Duruma göre, 50–100 lira alırım.
Gaziantep’te benim gibi çatalla su arayanlar var. Ama onlar işi iyi bilmiyorlar. Beni taklit ediyorlar. Önceleri ben “Sucu Memet” diye anılırdım. Böyle kart bastırdım, bani öyle çağırırlardı. Baktım bu beş altı arkadaş beni taklit ediyorlar, ben de “Petrolcu Mehmet” diye kendimi tanıtmaya başladım. O arkadaşlar, su aradıkları yerde su bulamazlarmış, sonunda beni çağırırlar, ben suyun olduğu yeri bulurum, şu kadar metre yer altında su var derim, orayı sondajla kazalar suyu görürler.
Petrol da çok önemli, ta uzaklardan gelip Irak’ı neden işgal etti Amerika. Şu Antep’te on beş yerde, Kilis Antep civarında 60 yerde petrol buldum. Kimse beni kale almıyor. Kaç defa petrol sondajı yapanların yanına gittim, sondajlarını gözledim. Çıkmayacak yerleri şu bakır, alümyon çatallarla olup olmadığını söyledim. Yoksa yok, kazmayın dedim. Petrol çıkacak yerleri gösteriyorum, “senin tahsilin bile yok, biz bu iş için dirsek verdik diyorlar bana önem vermiyorlar. Ama söylediklerim doğru çıkıyor. Diyorum, ya beni yanınıza alayım, size yardımcı olayım diyorum, “seni aramıza alırsak ekmeğimize mani olursun” diyorlar”.
“İlgililere sesleniyom, Gaziantep’e yakın 8-9km Bedir Köyünde su arıyordum. Suyun olduğu yeri gösterdim, sondaj yaptılar. Baktık su yağlı çıkıyordu. Orayı şu öteki petrol çatalımla inceledim, gördüm ki, 250m eninde uzunca bir petrol damarı buldum. Gelsinler incelesinler, gerçeği görsünler”.
İşte bunları anlatıyordu “Sucu Mehmet veya Petrolcü Mehmet” gerçek olup olmadığını uzmanlarımız gözlemeli, izlemeli bence.
“Sucu Memet” 1998 yılında bu durumunu belirten Başbakanlığa mektup yazar, Başbakanlık Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına gönderir. Oraya kendisi de gider. “Sucu, Petrolcu Mehmet” olayı şöyle anlatır: “Enerji Bakanlığını 8. kata çıktım. Kendimi anlattım. Senin tahsilin ne” dediler. Ben okula hiç gitmedim, okumayı yazmayı kendi kendime öğrendim. Yazıma aktılar, o sana ilkokul diploması verelim” dediler. Su, petrol aramamla ilgilenmediler. Gelsin petrol mühendislerine nerede petrol var, nerede su var, ne kadar var göstereyim. Bu iş bana Allah vergisi”.
AĞANIN ALTINLARI
Aşağıdaki anıyı, Gaziantep’li Petrolcu Mehmet namıyla anılan 73 yaşındaki Mehmet Kırık 1.9.2008 günü Başkarakol Parkında anlattı:
“Bundan on-on beş yıl kadar önce idi. Nizip dolaylarında çok zengin bir ağanın çocukları beni alıp Nizip’e götürdüler.
Bu dediğim ağa, çok yıllar önce,
Hicaz’a gitmeden önce de, ağa çocuklarını yanına çağırmış, onlara şöyle demiş:
“-Yavrularım, ben Allah’ın emri, çok şükür halim vaktim yerinde, Hicaz’a gideceğim. Allaha çok şükür, Allah bize her şeyimizi vermiş. Eğer hak vaki olur da vadem tekmil olursa (ölürsem), tarlalardan, köylerimizden kazandığım paraları altın ettim, altınları da evin bir yerine guyladım, gömdüm. Hicazdan sağ selamet dönersem, yerini size söylerim, son demimde sizlere paylaştırırım”.
Bunları söyleyen ağa Hicaz’ın yolunu tutmuş. Gel gör ki, Hicaz’da bizim Hacı Ağa ölür. Memlekette Kilis’te çocukları dışlarından üzülürler, ağlarlar ama içlerinden de yarı sevinçle altınları merak ettiklerinden sevinirler. Altınları bulmak için, evin ne tarafını nasıl kazacaklarını bilemezler. Aceba altınlar evin neresinde gömülü diye günlerce merak ederler. Evlerinin orasını burasını kazmak mı gerekir, “ne yapsak ne etsek” diye düşünürlerken, akıllarına Gaziantep’in meşhur “Sucu Mehmet (Petrolcu Mehmet) dedikleri defineci akıllarına gelir. Bir kardeşlerini, hemen onu getirmek için Gaziantep’e yollarlar.
Ağanın oğlu Gaziantep’te, defineci Mehmet’i ona buna sorarak bulur. Gaziantep’lilere sordukça, kimisi, “ha şu Sucu Mehmed mi” kimisi de “Petrolcu Mehmed mi” diye yanıt vermişlerdi. Sora sora Sucu Mehmet’i, beni buldu. Arabası ile köylerine götürdü.
Köyde, ağanın çocukları beni heyecanla bekliyorlardı. Ellerini ovuşturarak, “Sucu Memed Ağa, ününü şanını duyduk. Şu bizim rahmetlinin altınlarını buluver de ücretin neyse verek”, dediler.
Evin içinde, bu bakır, alümyon çatallarımla odaları dolanı dolanı altının nerde olduğunu tespit ettim. Ben dolandıkça onlar da arkamda hırsla dolaşıyorlardı. Orayı kazdılar, Osmanlıdan kalan, TC altınlar bir tahta bölmenin altında çil çil dolu idi. Altınlar çıkınca, 5–6 kardeş birbirine düştüler. Arada ben kaldım, benim arama paramı dahi vermediler. Beni tartaklayıp dışarı attılar. Altınları bulan ben oldum, dayağı yiyen de ben oldum. Aradan bir zaman geçti. Bir polise durumu anlattım. Polis, “keşke polise jandarmaya telefon etse idin” dedi. Ondan sonra kendime cep telefonu aldım.
Sonradan duyduğuma göre, köylünün alın teri, emeği ile elde edilen altınlar, ağanın çocuklarınca çarçur edilmiş”.
Gaziantep’te “Sucu Mehmet, Petrolcu Mehmet” kuraklığın devam ettiği şu zamanlarda, köy köy elinde bakır ve alüminyum çatal telle 50–100 YTL ye su arayıp durmada. Susuzluk çeken köylülerin umudu olmaya devam etmekte.
Cevat Kulaksız
cklaksizster@gmail.com
Köşe Yazıları
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""
"""""""""""""""""""""""""